KOLAY YOLDAN İNGİLİZCE ÖĞRENMEK Mİ İSTİYORSUN? BİRİNCİ DERS: Bir kaplanla yüzleşmek mi yoksa bir turiste "Hi" demek mi?

NASIL İNGİLİZCE ÖĞRENİLMEZ? GİRİŞ DERSİMİZ: BİR KAPLANLA YÜZLEŞMEK!

İnsan denen canlı türü yüz yıllar geçirdi dünyada. Ne savaşlar atlattı ne devrimler yaptı ve ne saçmalıklar türetti saysak ömrümüz yetmez. Buna rağmen dil öğrenmek dendiğinde dur dur daha doğrusu yeni bir şey öğrenmek dendiğinde hala apışıp kalıveriyoruz. Yahu sen şaş kaza taşları birbirine sürtüp yangın çıkardın. Sen virüsleri keşfedip ilaçlar yaptın, sen ki dünya yetmedi uzaya çıktın. Sorarım sana sen mi öğrenmeyeceksin bir dili?
Bir dil nedir ki? Nedir senin gözünde bu denli zor olan?
Bu zamana kadar evrile evrile keşfede keşfede gelen bu canlı türü yeni bir şeyleri öğrenmeyi hep ister. Lakin sıra öğrenmeye gelince olduğu yerde durur ve birisinin öğretmesini bekler. Çünkü neden? Bir şey öğrenmek istiyorsan mutlaka bir öğretmene ihtiyacın vardır. Kim dedi bunu sana? Yani her öğretmen mükemmel bir öğretici mi? Yani eğitim sistemi kusursuz, elinde öğretmen var ama sen o kadar gerisin ki anlayamadın mı hiç?
Maalesef senin savunduğundan bu çıkıyor. Yani elinde bir öğretici, bir de öğrenmeni sağlayacak bir sistem mevcut. E o halde anlaman gerekmez mi? O zaman neden anlamıyoruz? Dur sana nedenini söyleyeyim. Sistem öğrenmeni sağlayacak bir şekilde işletilmiyor. Eğitim dünyanın bir çok ülkesinde bir çıkmaz sokağa dönmüş durumda. Eğitimi gelişen dünyaya göre uyarlayan, eskiyi geride bırakıp yeni şeyler denemeye açık olan ülke sayısı o kadar az ki.
Tahmin edebileceğin gibi biz henüz o yenilikçi eğitim sistemi içerisinde değiliz. Ama ben burada öğretmenler eğitim vermiyor, her öğretmen aynı, sistem berbat falan demeye çalışmayacağım. 5 parmağın beşi bir değil sonuçta. Fakat o farklı olup aradan sıyrılan iyi öğretmenler maalesef ki hepimize düşecek kadar çok değil. Öncelikle bunu kabul edelim ve İngilizce için ne yapabiliriz ben ne yaptım ne yapıyorum bir sıralayalım sizlere.
Aralarında tuhafınıza gidecek şeyler olabilir. Ya da daha önce duymadığınız ya da duyduğunuz şeylerde olabilir. Bu yöntemler benim İngilizce'yi daha çabuk ve daha kalıcı bir şekilde anlamamı sağladı, sağlıyor. Sizlere de bu şekilde bir etkisi olursa ne mutlu bana. Neyse lafı çok uzatmadan başlayayım.


1. Şarkılar! Müziğin gücü aşkına! 

Çoğu insan işe giderken, yolda yürürken, evde dinlenirken bir şeyler dinlemeyi tercih ediyor. Eğer İngilizce şarkılar seviyorsanız işiniz daha kolay. Şimdi oturun ve en son dinlediğiniz İngilizce şarkının çevirisine bakıverin internetten. Zaten üstte İngilizce metin altta çevirisi yer alıyor bir çok şarkı sözü sitesinde. Metni 2 kez okuyun. Sonra anlamını daha önce bilmediğiniz kelimeleri bir deftere kayıt edin. Sonra diğer bir şarkıya geçin. Aynı işlemi 5 kez tekrarlayın. Hiç yoktan her şarkıda 5 kelime öğrenseniz, günde durduk yere 25 kelime kazanmış olacaksınız (Dinlemeniz için önerim Eminem gibi rapperlerın şarkılarıdır. Hem çok uzun hem de bir çok farklı kelimeyi bir arada bulunduran şarkılar yapıyorlar). Bu kelimelerin yer aldığı şarkıları günde 1 kez dinlediğinizde ise beyin 1 haftanın sonunda otomatikman kayıt altına alacaktır. Yani hem tekrar yapmaktan kurtulacaksınız hem de sadece dinleyerek kelime öğrenmiş olacaksınız. Bunu haftanın her günü yaptığınızda 150 kelime, 1 ayda ise 600 kelime öğrenmiş olacaksınız! İngilizce'de ortalama 2000- 3000 arası kelime bilmek hayatınızı kurtarıyor.  Bu sayede en fazla 5 ayda kelime ezberinden kalıcı bir şekilde kurtulabilirsiniz.


2. Şimdi sıra biraz beyni ters çalıştırmakta. 

Bu zamana kadar hep bize İngilizce alt yazılı izleyin, İngilizce dinleyin falan dendi. Bende diyorum ki oturun ve meşhur dizilerimizi yani İngilizce alt yazılı olan örneğin Aşk-ı Memnu gibi dizilerimizi izleyin. Bu sayede beyin bu cümleyi nasıl çevirmem gerekiyor, nasıl bir mantıkla yapmalıyım hengamesinden kurtuluyor. Yavaş yavaş konuşulan Türkçe'nin İngilizce'ye çevrildiği halleri görerek, mantığınızı oturtmaya başlıyorsunuz. Ayrıca ben bu sayede grammerlere daha çabuk aşina olmuştum. Kesinlikle denemenizi tavsiye ederim.


3. Dizi ya da film izlemeyi seven biriyseniz bu maddeden çok hoşlanacaksınız. 

Bir dili öğrenmenizi sağlayan en temel şey ona maruz kalmanızdan geçer. Yani dili ne kadar çok duyarsanız o kadar iyi kavrarsınız. Bu duyma kısmı için seçilebilecek en iyi yol dizi ya da filmler oluyor. Günde en az 1 saatinizi dinleyerek ve tabi izleyerek geçirdiğinizde bilinçaltınızda ve kulaklarınızda bir aşinalık oluşmaya başlıyor. Bu maddeyi kesinlikle hafife almayın gerçekten çok işe yaradığını göreceksiniz.


4. Kitap okumayı sever misiniz? 

Bence sevmelisiniz. Çünkü her türlü faydasını gördüğümüz bir etkinlik bu. Şimdi ki tavsiyem ise şuan okumakta olduğunuz kitabın kaldığınız sayfasını ya da okuyacağınız bir kitabın ilk sayfasını açmanız. Açtıktan sonra tüm sayfaya göz atıp İngilizce anlamını bilmediğiniz kelimeleri bir deftere not almanız. Bu not alma işlemi bittikten sonra bir çeviri programına tek tek bu kelimeleri girip anlamını öğrenip karşılarına yazmanız! İşte işimiz bitti. Artık o sayfadaki kelimelerin hepsinin İngilizce'sini biliyorsunuz. E bunu unuturum ben diyen arkadaşlara sesleniyorum. Eğer bunu sadece bir gün yaparsan elbette unutursun. Her gün 1 sayfa şeklinde tekrar edeceksin ve emin ol 2 hafta sonunda tekrar eden kelimeler ve gramerler artık kalıcı bir şekilde yer edecek zihninde.
Biraz eziyetli gelebilir ama kalem oynattığınız her işte beyniniz daha aktif oluyor.
Fark ettiyseniz verdiğim öneriler genellikle kelime ezberi üzerine. Çünkü bir dili konuşmak için öncelikli ihtiyacınız kelimelerdir. Kelimeleri bilirseniz iyi kötü anlarsınız cümleleri. O yüzden kendinize kelime hedefleri koyarak başlayın dil öğrenmeye.
Gözünüzü korkutmasın. Sen kansere çare bulmuş bir canlısın İngilizce de neymiş! MEK MAK'lardan oluşan mastar denizi bir dil. Yaparsın sen yaparsın yeter ki kendini çok zor bu, okuluna gidemedim, yerinde eğitim alamadım diye koşullama.
UNUTMA!
İmkansızlık yoktur bahane çoktur!