TÜRKLERDEN SERİ KATİL ÇIKMAZ DİYENLER! ALIN SİZE ŞAHSİYET!

ŞAHSİYET GELİYOR!
SERİ KATİL? POLİSİYE? HEM DE TÜRKİYE DE? 

YOK CANIM DAHA NELER!

Bildiğiniz üzere internet dünyası şaha kalktı durdurabiline aşk olsun. Önümüzdeki 5 sene interneti kendi işleri için kullanmayı tercih etmeyen bir çok şirket piyasada ki değerini kaybedecektir. Hadi ordan sende diyenler var! Duyuyorum sizi. O zaman yasa tasarılarından haberiniz yoktur. Türkiye'de şirketlerin internet sitesi açma zorunluluğu geliyor! 
Düşünün satış sektörü böyleyken televizyon sektörü nasıl olsun. Dizi film gibi yapımlar herkesin fark ettiği bir biçimde artık ekranlarda tutunamıyor. Bir kaç bölüm tamamlanmadan reyting kurbanı oluveriyorlar. E bunu önceden gören bir çok yapı vardı, örneğin Youtube dizi yapımcıları, Netflix, Türkiye için BluTv, Puhutv gibi platformlar. Bu platformlar ne mi yaptı? Türk dizilerini tekrar sevdirdi bizlere. 
Tekdüze yavan, bıkkınlık getiren akıştaki dizileri, orijinal hale getirip, tekrar seyircinin saygısını kazandı. İzleyiciyi aptal yerine koyan senaryolardan kurtulup, seyirciyi akıl oyununa, eğlenceye çekecek yapımlar ortaya koydu. 
Bunlardan en ses getirenlerden birisi Fi dizisiydi. Sonrasında Dudullu Postası oldu. Şimdiyse Şahsiyet, yakın bir zamanda ise Dip. Yani gelen gelene a dostlar!

Merakla beklediğim bir diziydi ŞAHSİYET! 

Hem o muhteşem jeneriği görüp delirmeyen bir Türk evladı tanımıyorum. Bence Türk dizi tarihinin görüp görebileceği en şahane çalışmalardan biriydi. Bakın DİZİ diyorum DİZİ. Küçük dilimi yuttum Jenerik akarken. Emek kokuyordu emek!

Oyuncu seçimlerinden, hikayenin ilerleyişi, kamera açıları, görüntü yönetmenliği, kostümler!  

Öyle bir İstanbul gösteriyor ki bize, İstanbul'u hiç görmemişçesine. Karanlık sokaklar, kötü dilekler, iyi görünenin ardındaki kötü niyetler, cinayetler, baskılar, vazgeçişler, karar alışlar...
Kısacası Şahsiyetin konusuna değineyim. Gerçi siz biliyorsunuzdur. Ama yine ballandıra ballandıra anlatmadan geçemeyeceğim!
Emekli tontiş bir amcamız bir gün kedisini evinde ölü bulur ve bu olayla beraber Alzheimer olduğunu öğrenir. Bununla nasıl baş edeceğini bilemez, öfkelenir. Ve tam da o öfkeyle herkese kızmaktayken bir ampül yanar tepesinde. 
Şahsiyetim ne olacak diyen adam "madem unutacağım, şahsiyetimin ne önemi kalır?" diyiverir. Tam da o anda kendi adaletini sağlama kararı alır. Peki nasıl sağlar bu adaleti? 
O nasıl bir dans sahnesidir! Muazzam!

BİR SERİ KATİL OLMAKTIR AMACI.
Evet evet. Sonuçta tontiş bir amca, çevresindeki ihtiyaç sahibi insanlara destek olabilirdi. Açta açığa kol kanat gererek yardımcı olabilirdi. AMA O İYİ BİR İNSAN OLMAK İSTİYORDU!
Peki iyi olmak tam olarak neydi?
Bence bu iyilik arayışı Şahsiyet'te bizi bambaşka yerlere sürükleyecek. SAHİ İYİ OLMAK GERÇEKTEN DE NEYDİ?
Mesela sen iyi misin? İyisen neye göre, kime göre iyisin? Kim sana iyi olma şansını tanıdı? Ya da kötüyü kötü yapan aslında iyi olduğunu sananlar mıydı?
Kafamda deli deli sorularla, ŞAHSİYET'i bir kez daha izlemeye gidiyorum ben! 
Eğer hala izlemediyseniz mutlaka izleyin! Pişman olmayacaksınız!

Puhutv Şahsiyet İzle: ŞAHSİYET