dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2018 Cuma

JET SOSYETE GÜLDÜRECEK Mİ?

Star Tv'de ekrana gelecek olan Jet Sosyete'nin reklamlarına denk gelmiş olabilirsiniz. Baya bir reklamı yapılıyor. Bildiğiniz üzere Gülse Birsel uzun zamandır senaryo yazarlığı yapıyor. Hep güldürü üzerine çalışmalar yaptı ve yaptığı her çalışma iyi iş çıkardı. İlk önce Avrupa Yakası ki buradaki karakterleri bilmeyen yoktur, ardından Yalan Dünya ile seyirci karşına çıktı. Bir süre sonra bir film ile çıktı sahneye. Kesinlikle güzel bir senaryosu vardı Aile Arasında'nın. Hoştu, yine güldürmeyi başarmıştı.
Şimdiyse Jet Sosyete ile geliyor karşımıza. İlk fragmanlardan sonra potansiyel izleyiciler ikiye ayrıldı. Kimisi heyecanla bekliyor, kimisi ise fragmana gülmediklerini, tiplemelerin basit olduğunu belirtiyor. 
Daha önceki dizilerindeki karakterler Burhan Altıntop, Kapıcı Gaffur, Vasfiye Teyze gibi dobra ve ışığı parlayan karakterlerdi. Filminde böyle bir karakter olarak yani kendini şu hareketinden dolayı unutulmaz denecek bir karakter bence yoktu. Sonra Jet Sosyete'nin fragmanını bir izledim, gerçekten Gülse Birsel mi yazmış senaryoyu derken buldum.
Çünkü kötü şiveli bir kadın karakter, bir ağır abi, kafası basık bir zengin ne bileyim karakterler sanki çokta nokta atışı olmuş gibi durmuyor. Ama bu fragman için seçilmiş sahnelerden de kaynaklanmış olabilir.
Ama zaten Gülse Birsel'in senaryo konuları uçubik olur, var olan sistemle absürt bir biçimde dalga geçer. Avrupa Yakası'nı ünlü yapan karakterleriydi, Yalan Dünya'da da öyle oldu. Jet Sosyete'de ise her halde hikayesi olacak. Yani bir çaycının alınıp müdür yapılması pek alışıldık bir şey değil ve altında ince ince bir dalga var gibime geldi. Hani her şeyi bildiğini iddia eden müdürler gibi yönetim konumunda olanların işini o işi hiç bilmeyen bir kişi bile yapabilir mi denmek istenmiş emin olamadım. Bu şahsi fikir yürütmem. 
Genellikle aynı oyuncularla çalışmayı seviyor kendisi. Ve maalesef ki o oyuncular ister istemez birbirine çok benzeyen karakterler çıkıyor ortaya. Jet Sosyete'nin kısa fragmanındaki karakterlere şöyle bir baktım. Ama karakterler beni güldürdü diyemem, çünkü uzun zamandır konuşmasından, dış görünüşünden ya da hal ve hareketlerinden kaynaklı güldüreceği düşünülen tuhaf karakterler yazılıyor. Kaliteli espriler yerine hal ve hareketiyle kötü duruma düşünce güldüreceği düşünülen karakterler. Örnek Yeni Gelin, yani o karakterler cidden nedir ya? Aşırı gerçek dışı. 
Umarım Gülse Birsel bize adam gibi bir komedi sunar. Çünkü bu zamana kadar iyi şeyler yaptı ve umarım reyting kurbanı olmadan ama kendi çizgisini de kaybetmeden bir şeyler sunabilir bizlere.
Çok beğenilen oyuncular var dizide. Örneğin geçen sene yıldızı parlayan Çağlar Çorumlu! Özellikle onun oyunculuğunu merakla bekliyorum! Dizinin şubat ayında başlayacağı söylenir bakalım! Bekleyip göreceğiz! 
İlk fragmanı aşağıdan izleyebilirsiniz.


VATANIM SENSİN SON SEZON

Yayına girdiğinden bu yana oldukça ses getiren bir yapımdı Vatanım Sensin. Her bölümde harika oyunculuklar, kostümler, setler sunuldu sunulmaya da devam ediliyor. 43. bölümde bu gece yayınlandı. Reytinglerde oldukça iyi çıkaran Vatanım Sensin dizisini belli ki tüm Türkiye sevmiş. Ama okuduğum haberlerde gördüm ki bu sezon Vatanım Sensin final yapacak. Zaten dizi en başında 2 sezon olarak planlanmış ve bence oldukça da iyi yapılmış. Çünkü gerçek kesitlerin yer aldığı, tarihin yansıtıldığı bir dizi 5-6 sezona yayılmamalı. Az ve öz bir biçimde konu ele alınmalı ve izleyici de bıktırılmadan iyi bir şekilde sonlandırılmalı. Biliyorsunuz dizi tutuyorsa hadi 100 bölüm çekelim kafası Türkiye'de oldukça popüler. 
Ama 100 bölüm 2 saatten çekilmeye çalışılınca ne oyuncu ne de hikaye kalıyor ortada. İlk bölüm ve son bölüme bakıldığında aynı dizinin bir bölümü değil de bambaşka bir film karesi hissi oluşturuyor. Oyuncular değişiyor, senaryo bambaşka oluyor, reytingler e haliyle izleyiciler soğuyor. Kısacası biraz olsun dizileri kısa çekmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Yapımcılar ve sponsorlarda bunu benimsese keşke. 
Örneğin Fi ne güzel 11 bölümden 2 sezon temiz temiz çekildi ve bitmesi yakındır. Harika oyunculuklar, keskin bir senaryo, iyi görüntüler, iyi bir iş... Adından söz ettiren yapımları yapabilecek kadar kaliteli ekiplerimiz mevcut tek engelleri reyting için güzel hikayelerin heba edilmesi. Bu yüzden Netflix bu konuda harika işler çıkarıyor. 
Vatanım Sensin'e geri dönersek Halit Ergenç Bergüzar Korel çiftinin oyunculuğu zirveye ulaştı ve onlar kendileriyle beraber bir çok genç oyuncuyu da görmemizi sağladı. Aralarındaki uyum diziye haliyle bizlere yansıyor. Hele ki 43.bölümde her şey doruk noktasına ulaştı. 
Azize'nin başına gelen talihsizlikler, Cevdet'in gizli görevinin tehlikeye düşmesi, Leon ve kuzeni kılkuyruk ile olan baş ağrısı daha onlarca sıkıntı. Hepsi bir araya geldi ve bir sonraki bölüm baya büyük ses getirecek gibi duruyor. Cevdet'in öfkesini ve bence sonunda Leon'un öfkeli taraflarını göreceğiz. Tarihimizden bir çok anın yer aldığı Vatanım Sensin umarım kendine yakışır güzel bir son hazırlar. Ama nedense içimden bir ses dizi sonunda Cevdet'in öleceğini söylüyor. Biraz buruk bir son vereceklermiş hissi var dizide. 
Umarım Vatanım Sensin'in finali ile yapımcılar daha iyi yapımlar yapmaya devam ederler. Geçenlerde canımı sıkmıştı. Bu mükemmel oyuncular şimdi bu dizi bitince saçma sapan senaryoları olan işleri güçleri erkek kız peşinde koşturan veletleri mi canlandıracaklar. Tek dileğim oyuncularımızın oyunculuklarını hak ettikleri dizi ve filmlerde yer alabilmeleridir. 
Örneğin ben Gökçe Bahadır'ın oyunculuğuna bayılan biriyim. Gerçekten bir çok zor rolün altından rahatlıkla kalkan bir isim ama bir türlü yer aldığı son yapımlar yeteri reyting alamadı. Üzülüyordum. Ta ki Ufak Tefek Cinayetler'e kadar. Alengirli bir senaryo, oyunculuklarını ön plana çıkaran kaliteli bir yapım. Tabi ki izleyenlerden 3-4 bölümden sonra müptelası oldu dizi karakterlerinin. Yani siz iyi bir senaryo iyi seçilmiş bir kast verdiğinizde reyting hiçte önemli olmuyor çünkü izleyiciler elinde sonunda o diziyi takip ediyor.
Umudum Vatanım Sensin'den sonra yine aynı kalitede tarihi dizileri görebilmemizdir. 
Final olacağı için üzülmeyin. Aksine sevinin. Çünkü uzasaydı hem oyuncular hem de senaristler bir noktadan sonra yeteri kadar iyi iş çıkaramayabilirdi. Sonuçta belli bir tarih aralığında, genel hatlarıyla yaşanılmış tarihi olaylardan hareketler çekiliyor dizi. En güzel kısa kaliteli ve öz olması.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

30 Ocak 2018 Salı

DİZİ TAVSİYESİ: UFAK TEFEK CİNAYETLER 

Aşk-ı Memnu'nun Bihter'i ağlıyor, Fatmagül'ün  Suçu Ne?'deki Mukaddes bana ne ben daha kötüyüm diyordu! Şaka maka bir yana napıcaz biz bu Merve'yle? Yürüyen kötülük makinası gibi mübarek. Hani derler ya Şeytan'ın Türkiye ayağı.
Ufak Tefek Cinayetleri ben taaa 6. bölüm yayınlandığında keşfetmiştim. İlginçtir Youtube'da bile tanıtımlarına denk gelmedim ve bir gün kanalları zaplarken çıkıverdi karşıma ve aşık oldum diziye!
Mark Twain der ki "Gerçek, ayakkabısını giymeden yalan dünyayı 3 kez dolaşırmış". Buna karşılık Oya'da der ki "Dinamitleyelim Sarmaşık'ı". Bu zamana kadar Merve'nin borusunu öttürdüğü Sarmaşık bundan sonra çook karışacak çok! Söylemedi demeyin.
Bilmem farkında mısınız bu aralar Türk dizi ve film alanında bir canlanma, bir gelişme, bir iyileşme var. Örneğin Ölümlü Dünya adlı sinema filmi, Fi dizisi, Vatanım Sensin. Şimdiyse Ufak Tefek Cinayetler.
Kadınların ön planda olduğu, kimi zaman evin patronu, kimi zaman semtin muhtarı, kimi zamansa alemin stolkerı kadınlar. Harika karakterler bir araya getirilmiş. Şöyle diziye uzaktan bakınca amaaan ne var işte kötü kadın ve yandaşları, hep entrika caaanımm diyorsunuz.
Demeyin. Çünkü burada entrikadan fazlası var.
İki farklı zaman dilimini bir araya getirip tek seferde anlatıyor dizi. Nasıl mı? Şuan ile geçmişi, olay anlarında birleştirerek, boş noktaları ve soru işaretlerini gideriyorlar ama bu sorular giderilirken yerine yenilerini oturtuyorlar. Ben pek Türk dizisi izlemiyordum, televizyon izlemeyi genelde sevmem zaten. Ama bu dizinin sadece bir bölümüne denk geldim ve görüntü yönetmenliği, stiller, senaryo, oyunculuk beni diziye tek bölümle bağlamayı başardı.


Dizi bir öfke cinayetini konu alarak ilerliyor. 

O cinayeti kim işledi?
Ölen kimdi?
Sebebi neydi?
Bu soruların çevresinde ilerleyen, heyecanın sürekli dorukta olduğu, yalanın kol gezdiği, sürekli güçlü olanın gücünü ispat ettiği bir dünya var. Oya ise bu dünyaya masumane bir biçimde dalıyor ve kötülerin kötülüklerine anlam veremiyor. Çok sevdiğim bir sözü vardı son bölümde. "Anlam veremiyorum, çok mutlu bir hayatları var, aileleri, çocukları, evleri var her şeye sahipler ama hala kötülük yapıyorlar" 
Zaten asıl korkmamız gereken kişiler, hayat koşullarının kötüleştirdiği kişiler değil de iyi koşullar içinde yaşamalarına rağmen mutluluğu kötülükte arayanlar da değil mi zaten?
Eğer hala başlamadıysanız mutlaka başlayın derim. Türk dizi tarihinin en sağlam dizilerinden biri olacağına eminim. Özellikle bu senaryo ve kalitede devam ederse baya bir adından bahsettirecek. Son bölümlerinin fragmanı aşağıda. İyi seyirler! Bu arada dizi Salı günleri Star Tv'de. 

Ufak Tefek Cinayetler 15 Fragman

21 Aralık 2017 Perşembe

Türk Dizileri Neden ESKİSİ KADAR Tutmuyor? #Klişeleri Yakala 

Dizilerimizin bir çoğu büyük heveslerle başlayıp 4.haftasını göremeden reyting kurbanı oluveriyor. Maalesef ki bunların belli başlı nedenleri bulunmakta. İşte bana göre o nedenler:

1. Öncelikle diziler 1 buçuk saat veya 2 saat civarında. 2 saat olmasının yanı sıra bir de özet geçilen geçen bölüm ile 3 saate çıkarılıyor resmen. Saat 20:00'da başlayıp saat 23:35'de bitiriyorlar diziyi. Bu uzunluğa çekenleri bırakın izleyenlerin canı dayanmaz. Uykusu gelir insanın uykusu!

2. Bir diğer sebep ise klasik ve klişe konuların evrilip çevirip tekrar tekrar çekilmesinden
kaynaklanıyor. Bir kanalı açıyoruz zengin kız fakir oğlan diğer kanala dönüyoruz mafyadaki iyi adam bir diğer tarafta kötülük fesatlık yapan bir kadın... Yani sanki bütün hikayeler bitmiş de bir bunlar kalmış elimizde. Acıtasyon, entrika, yalan dolan rüzgarları savuruyor dizileri. Ama bir noktadan sonra tüm kötülükleri işleyen karakterlere artık kötülük bulamaz hale geliyor senaristler ve bu kez de aynı suçları tekrar tekrar işletiyor. E seyircide bu kadar da olmaz deyince halkta hiç bir şey beğenmiyorun ardına sığınacakları tutuyor.

3. Diğer bir neden ise oyuncuları oyunculuk kalitelerinden daha çok güzelliklerine göre seçmelerinden kaynaklı. Bu güzel, bu yakışıklı hadi bunları çift yapalım tutar. Tutmaz kardeşim
tutmaz! Güzel ve Çirkin'de tuttu mu? Kıvanç ile Tuba yan yana getirildi gene tutmadı. Ha burada demiyorum onlar iyi oyuncu değil hayır burada mesele kimya meselesi. Yani oyuncu seçiminin tek kötü olmasının yani güzellik algısından değil oyuncular arası kimyanın uyuşmamasından da kaynaklanıyor. Örneğin Elçin Sangu ile Barış Arduç filmi Mutluluk Zamanı gişede iyi bir iş çıkaramadı. Ama tabi ki de güzel örnekler var. Mesela Özge Özpirinçci ve Buğra Gülsoy enerjisi! Ben canlandırdıkları rollerin etkisine kapılıp onları gerçekten sevgili sanabiliyordum. Birbirlerinden çekinceleri yok yakın bir arkadaşlık ve iş ilişkileri olduğu belli ve ikisi de iyi birer oyuncu. Şimdi de yanlış hatırlamıyorsam Acı Tatlı Ekşi adlı bir sinema filmi çektiler. Fragmanını izledim ve kesinlikle filme gidenleri yasa boğacak gibi duruyordu ki Selin Şekerci'nin Instagram hikayesinde ağlamaktan helak olduğunu görmüştüm. Yani hem kimya hem oyunculuk bir arada olunca sonuç muhteşem olabiliyor!

4. Gelelim diğer sebebe yeteri kadar özenilmeyen senaryo akışı. Yapmaya çalıştıkları ilk 5 bölümü harika heyecanlı ve olabildiğince iyi gösterip hayran kitlesini arttırmak sonrasında ise saçmalıklar üzerine ilerlemek. Bunun en iyi örneği maalesef ki Kalp Atışı benim için. Ben ilk 7 bölüme kadar baya beğenerek izliyordum sonra ne oldu senarist mi yönetmen mi ayrıldı bilmiyorum dizi saçma sapan bir yol almaya başladı. Bombalar süikastler hastanede özel timler? Ne oluyor yahu? Nerede yaşıyor bunlar diyorsunuz. Gerçek dışı biliyoruz o diziler gerçek değil tamam da azıcık gerçekçilik katıverin! 


5. Uzun upuzun süren sezonlar. 1 sezon değil 2 sezon değil tam 5 sezon! 10 bölüm değil 20 bölüm değil 30 bölüm süren sezonlar. Hayır ne yapıyorsunuz siz? Bu kadar uzun yazılır mı ya? Hani yazacak konu bulamadığınızdan dolayı oyuncular uzun uzun bakışıyor dizilerde. Bizde sıkıntıdan ya televizyonu kapıyor ya da bir daha izlememeyi tercih ediyoruz genellikle. Sezonların uzun olması yapımcıların isteği. Hatta ne kadar uzunsa o kadar iyidir dizi mantığı var! Kısaltın şu bölümleri sezonları emin olun dünyada ki kaliteli yapımlar kadar iyi yapımlar çıkar bizden. 

6. Bence dizilerin son zamanlarda ekranlarda yer tutamamasının diğer sebepleri ise YOUTUBE ve Netflix. Yani internet ulaşımı olan her ev, artık reklamını atlayamadığı televizyonlardan daha tercih edilesi. Televizyondakinden daha özgün olan yapımlara daha yakın hissediyor kendini. Çoğunluk artık internette daha aktif. Bu sebeple televizyon ve televizyon yapımlarının ömrü de kısalıyor ister istemez.

30 Kasım 2017 Perşembe

Kalp Atışı'nda Neler Oluyor? 

Yine bir Kore dizisinden uyarlama bir yapım daha var elimizde. Türkiye'de ki senaristlerin suyu çıktı sanırsam. Halbuki imkan sağlandığında ne kadar harika işler çıkardığımızı söylemeye gerek var mı? İlla başka bir yerlerden alıp yontmamız şart arkadaş! Kalp Atışı'nın Güney Kore'deki adı Doctors. Bizim meşhur Doktorlar dizisi formatında. 
Şimdi Kalp Atışı mı Doctors mu derseniz Doctors derim, ama bunu Kalp Atışının ilk 7 bölümünü izlerken sorsaydınız kesinlikle Kalp Atışı derdim. Tabi sormaya da bilirsiniz orası ayrı. Kalp Atışı benim beklediğimden çok daha iyi bir biçimde başlamıştı, zaten uyarlamaya alışık olan Ali Asaf'ı canlandıran Gökhan Alkan'ı Seviyor Sevmiyor'dan biliyorsunuzdur. 
Dedim iyi gidiyor ve Doctors'dan iyi bir biçimde çevrilmiş senaryo. Özellikle dövüş sahneleri, başrol ve yan rollerin oyunculukları, sıkmayan olay örgüleri... Yani olmuştu işte, izlenebilir hatta baya baya takipçi kazandırabilirdi. 
Biliyorum şimdi izlenmiyor mu sanıyorsun her fragmanı 1 milyon izleniyor diyebilirsiniz ama çok fazla izlenen bir çok video var. Merzifon eşeklerinden girip, slime videolarına, oyuncak bebek videoların, diss videolarına dünya kadar seçenek var. Çok izlendi diye harika bir yapımmış demek pek mantıklı olmuyor. 

Neden Kalp Atışı bu hale geldi?

Benim gözümde bu hale gelmesinin sebebi senaristin ne yapmayı istediğini bilmemesinde. Yani diyor ki hem aksiyon olsun, hem dram olsun, hem ölüm olsun, hem birilerini kurtarayım, birileri cinnet geçirsin, azıcık Söz dizisi canım çekti içine asker koyayım... Çorba gibi bir şeyler çıkıyor ortaya. Sorun bence oyuncularda falan değil. Gayet iyi bir biçimde yapıyorlar işlerini. Sorun senaryonun bölümden bölüme birbirini tutmayışında. 

Ya Ali Asaf'ın başı beladadır ya Eylül'ün

Tüm uç noktadaki olaylar bu hastane illa gelir bu ikisini bulur. Hani azıcık yumuşatın şu konuları, bunu da koyayım, aman şunu da yazayım, dur dur şu fikirde izlenir deyip hepsini koyunca ne oluyor? Zaten yeteri kadar uzun dizi, kesinlik 2 ya da 3 sezon çekmek isteyecektir yapımcılar. Ee sen daha ilk sezondasın buna rağmen bir dünya savaşını eklemediğin kaldı. Sakin yahu... Düşünün o kadar uçuklaştı ki bir ara dizi, doktorlar isyan edip böyle ameliyat böyle teşhis olmaz diyip, dizi bölümlerinin kontrol edecek bir doktor yollamak zorunda kaldılar. 
Sonracıma ne Ali Asaf'ın ne de Eylül'ün düşmanları bir bitmiyor. Sürüsüne bereket düşman var anacım. Silahlı adamlar, tüfekli adamlar, ee hastane müdürü de kıl bunlara... Yani demem o ki azıcık gerçekçi yapın, o ilk bölümlere dönün. Bahar'ın ölümünden sonra senaryo ciddi anlamda uçtu gitti. Bir daha da o ilk bölümler de ki heyecan ve merakta gelmedi. Yani bana göre öyle. Sizler hala çok seviyor olabilirsiniz. Ama eleştirim zaten oyunculuklara değil senariste yönetmene. 
Ayrıca demeden geçemeyeceğim Ali Asaf'ı neden çiçek böcek birine bu kadar çevirdiniz. Ya bazı sahneleri izlerken ben bıkmıştım ya. Aşk böcekliğinden kumruluğa oradan başka nereye yol alacaklar pek bilmiyorum. Hiç bir ilişki maalesef ki bu kadar soft olamıyor günümüzde belki o yüzdendir yapmacık gelmesi. 
Neyse baya söylendim durdum. Ama elimden geldiğince açıklamaya çalıştım derdimi. Peki ya siz Kalp Atışının yeni bölümleri hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Kalp Atışı 22.Bölüm Bölüm Fragmanı:

13 Kasım 2017 Pazartesi

Ölmek İçin On Üç Sebep - Netflix

Ölmek İçin On Üç Sebep - Kitap Yorumu

Okuyalı bir kaç ay oldu. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda bir boşluk oluşuyor ve ister istemez şu soruları soruyorsunuz kendinize: 
Kitapta anlatılan hayatı şuan da kaç öğrenci yaşıyor? 
Kaç kişi toplumsal şiddette maruz kalıyor?
Kaç kişi kendi hayatından vazgeçiyor? 
Ayrıca okuyan kişi bizzat bu benimde başıma geldi diyebiliyor. Yani son derece hayatın içinden bir konuya sahip Ölmek İçin 13 Sebep.

Konusunun ne ile alakalı derseniz akran zorbalığı ile alakalı. 

Ama sadece bununla sınırlı değil, internetin ve telefon ağlarının da etkisi ile birden bire büyüyen gerçekliği olmayan hikayelerin insanların hayatını nasıl zehir edebileceği ile ilgili. Liselerde özellikle son zamanlarda artan akran şiddetti bir çok genci, hem depresyona hem yalnızlığa itiyor. Kimileri intihar dahi etmekte ki Asya ülkelerinde özellikle Japonya ve Güney Kore'de öğrenciler arası intihar oranı oldukça yüksek. Ölmek İçin On Üç Sebep bu konuya dikkat çekerken, çocukların yalnızlığını ve aileden kopukluğunu güzel bir yöntemle işlemiş. Çalışan ebeveynlerin kendi sorunları ile uğraşırken çocuklarının hayatına dahil olamaması sıkıntılarını paylaşamaması bu süreci ciddi anlamda kötüleştiriyor. Kitapta da bunu rahatça görebiliyoruz. 


Bir lise öğrencisinin, bir dedikodu yüzünden dalga gibi büyüyen bir akran şiddetine maruz kalışını anlatmakta Ölmek İçin On Üç Sebep. Baş karakter o kadar çok bunalıma giriyor, kendini o kadar kirli hissediyor ki son çare olarak ölmeyi tercih ediyor ve bu ölüm kararını verirken kendisini bu tercihe iten herkesi cezalandırıyor. Kitapta bu cezalandırma süreci oldukça merak uyandıran bir biçimde verilmiş. Hem hop oturup hop kalkıyorsunuz hem de haline istemsizce üzülüyorsunuz. 
Neden bu kararı verdi?
Son çare bu muydu?
O kişilere ne yaptı?
'O kişiler ona ne yaptı?'
diye uzayan bir listeniz oluyor. Hem endişe hem de heyecanla okuyorsunuz. Kitabın sonu ise beni etkilemişti ama çok değil ben daha uçuk bir son bekliyordum. Bana göre biraz hafif kalmıştı. Bu da sanırım yazar ikincisini yazacak açık kapı bırakıyor diye düşünmeden edemedim. Devamı gelecek hissi yaratmıştı.  Ölmek İçin On Üç Sebep oldukça büyük bir takipçi kitlesi yakaladı.
Netflix'de tabi ki bunu kaçırmayıp Ölmek İçin On Üç Sebep kitabını hemencecik dizileştirivermiş. Selena Gomez ise film müzikleri yapımında ve filmin yapımcılığında yer almış. Zaten bende Selena Gomez sayesinde keşfettim hem diziyi hem kitabı. 
Ama ilk önce kitabı okuyup sonrasında dizisini izledim, daha doğrusu daha 5.bölümdeyim. İzlemeye devam. Kitapta bazı sahneler arası kopukluklar bulunuyordu yani benim görüşüm oydu, dizi de ise o kopukluklar ustaca doldurulmuş senaryo fazla değiştirilmeden aktarılmış ekrana.
Ayrıca çokta ünlü olmayan isimlerin dizide yer alması, başrol olması bence çok iyi olmuş, bu hikayeyinin daha gerçekçi sunulmasını sağlamış.
Dizi bir sezon 13 bölümden oluşuyor, ilk sezonunu çoktan iyi bir izlenme ile kapattı. İkinci sezon 2018 yılında yayınlamaya başlanacak. Kısacası ölme eşeğim yaz gelecek misali beklememiz gerekiyor. Gerçi şunun şurasında 2018 ne kaldı ki? 

Fragmanı buradan izleyebilirsiniz:

8 Kasım 2017 Çarşamba

GIRLBOSS DİZİSİ - Nasıl Yoktan Var Olunur?

İzlediğim en iyi dizilerden biriydi. Kadın karakterlerin böylesine güzel işleniyor olması, hele ki işlendikleri hikayenin gerçekten esinlenerek yapılması mükemmel. Girlboss gerçekten de tek başına ayakları üzerinde durmak isteyen ama aklı bir karış hava da olan bir genç kızın hikayesi. Dizi, ünlü moda markası Nasty Gal'in kurucusu Sophia Amoruso'nun hayat hikayesini yansıtıyor ekranlara. Britt Robertson yani başrol kızımız bence harika bir iş çıkarmış. Zaten Britt'in oyunculuğunu hep beğenerek izledim.

Dizi sürekli aksiyon dolu, hop oturup hop kalkıyorsunuz. 

Başını belaya sokan Nasty Gal'i, işsiz kalan Nast Gal'i, hatta bazen aç kalan Nasty Gal'i görüyoruz. Çöpten yemekten çekinmeyen, parasız kalmaktan gocunmayan, hayatı dilediği gibi yaşamayı isteyen birisi. Ee bunun içinde cesur olmak gerekiyor.. Çok cesur olmalı insan. Kafanıza estiğinde bırakıyorum bu işi, bu bana uygun değil diyecek kadar yürek yemiş olmalısınız. Ki yaşadığımız devri düşünürsek böyle rahat davranmak pek mümkün değil.

Ama Sophia bunu başarıyor. Peki nasıl başarıyor? Kıyafetlere duyduğu ilgiyle yapıyor bunu. Onları alıp aklına estiği şekilde düzenliyor, yeniden tasarlıyor ve ortaya bambaşka bir şey çıkarıyor. Ve bu yaptığı şey sayesinde büyük kitlelere ulaşan bir marka yaratmayı başarıyor.

Tabi bu başarı sürecinin ne kadar eziyetli olacağını siz tahmin edin. Dizi de bu süreci işlemekte. Toplamda 13 bölümden oluşuyor, kısa süreli tek sezonluk bir dizi. Bence mutlaka izleyin. Çünkü kendi hayatınızda değiştirmek istediğiniz şeyler varsa sizlere ilham kaynağı olabilecek dönüm noktaları bulabilirsiniz.

Fragman:


Instagram hesabımdan takip etmek için tıklaman yeter! @brandallfigure

Follow by Email

gtag('config', 'UA-86742725-2'