yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2017 Pazar

İNSANLIĞIN EN BÜYÜK GÜNAHI KISKANMAKTI - #BENCE -

Savaşların bitmesini, hastalıkların tedavi edilmesini, ölümlerin sonlanmasını, dünyanın sonsuza kadar devam etmesini bekliyoruz. Beklemekle aptallık ediyoruz. Elinizde 100 metrelik bir alanınız var. Her metreye 100 insan, 100 bitki, 100 hayvan koymaya çalışıyoruz. Mümkünmüş gibi. Yaşıyor tüketiyor ürettiğimizi sanıp tekrar tüketiyor üstüne üstlük yok ediyoruz. Onlarca medeniyetin var olup ardından yok olduğu bir gezegende asla kaybolmayacakmışız gibi başı boş davranıyoruz. 
Yararlı bulduklarımızı yiyor yararsız bulduklarımızı çöpe atıyoruz. Poşetliyoruz, petrollüyoruz, yakıp yıkıyor, betonlaştırıyoruz. Betonun arasından sızan minik bir bitkiye dahi tahammül edemiyor, kıskanıyoruz. Onun özgür yaşantısına kıskançlıkla yaklaşıyoruz. Bir ağaç kadar yararlı olamadığımız, bir sincap gibi işlev göremediğimiz, bir balık gibi açık sulara açılamadığımız için istemiyoruz onları. 
Doğayı yakıp yıkma isteğimizin kıskançlıktan kaynaklandığını düşünüyorum.
Düşünsenize teknoloji geliştikçe, dengeler değiştikçe, her gün yepyeni buluşlar piyasaya sürüldükçe hırçınlaşıyoruz. Daha fazla tüketme isteği doğuyor, doğduğu yeri kurutana kadar büyüyor. Ölmekle kalmak arası bir yere gelindiğinde ise Ah'lar Vah'lar sarıyor insanları. Ne yaptık biz diyorlar, nasıl yaptık? Kör müydük? 
Bir fare gibi patronsuz olmak, bir ceylan gibi istediği cayırda otlamak, bir kuş gibi sınırlara takılmadan uçmak istiyor insan. Yapamıyor. Yapamadığı için uzanamadığı ciğeri mundarlaştırıyor. Sahip olamayacağı o özgürlüğü yok etmek istiyor. Hiç bir şey geri kalmayana, herkesi, her şeyi kendine benzetene kadar devam etmek istiyor. 
O zaman kıskanmayacağını sanıyor. 
O, kıskançlığın çevresinden kaynaklandığını düşünüyor, onlar olmazsa mutlu olacağını... Oysa kendisinde olmayanı isterken, elinde olanı da yitirdiğinin farkına varamıyor. 
Doğa Konuşuyor - Nature Is Speaking Bu gece Dünya Tarihi hakkında bir şeyler okurken bu konu hakkında bir şeyler yazmak istedim. Dünya bize ait değil asla da olmayacak, bizim olmayan bir şeyi zorla almaya çalışmamız sadece felaket getirir. Bu felaketi yaşamadan önce durmamız gerekiyor, görmemiz... Bunun için bir çok önemli kuruluş doğa ve dünya hakkında araştırmalar, projeler yürütüyor. Bu projelerden birisi de Doğa Konuşuyor. Benim tüylerimi diken diken etmişti videolar. Belki sizlerde de benimkine benzer duygular oluşur. Bir kaç videoyu aşağıya bırakıyorum. Ayrıca umuyorum ki doğaya yaptığımız bu eziyetin bir sonu gelir, felaketle değil de barışla sonuçlandırdığımız bir son olur bu.







Yararlandığım kaynak: Youtube, Natureisspeaking

15 Ekim 2017 Pazar

Sen Yönetiliyorsun ve Yönetildikçe de Simüle Edileceksin!

İnsanlar bir simülasyonun içinde olup olmadığını pek de düşünmemekte. Toplumun büyük çoğunluğu simülasyon mu ay yok ben almıyım demekte. Durum böyle olunca simüle edilip edilmediğiyle pekte ilgisi bulunmamaktadır. 
Benim düşüncelerimden birisine göre ise simülasyonun 21.yüzyıldaki adı ALGI. Algılar gözle ve kulakla algılanan düşüncelerin(enerjinin) ortaya çıkardığı bir düşünme şekli. Algın ne şekilde olursa düşüncelerin de o şekilde ilerler. 
Simülasyondaysak yönetiliyor olmamız gerekir değil mi? Ee algılarımız da bizi yönetmiyor mu? Algılar için çok bilindik bir söz vardır: "Ya algın tarafından yönetilirsin ya da algını yönetirsin" İşte bütün mesele bu! Bu biraz şeye benzedi: Olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu! 
Ama gerçekten de asıl üzerinde durmamız gereken bu. Algıyı bir kenara bırakmak neredeyse imkansızdır tıpkı oyunu oynayabilmek için asla klavyeyi ya da konsolu bırakamamaya benziyor. Ve simülasyon konusuna geri dönersek bence her insanın hali hazırda bir simülasyonu bulunmakta zaten. Örneğin Türkiye'de 21.y.y.'da doğdun ailen Müslüman, orta sınıf denilebilecek bir gelire sahipsinn. Hayatını içine doğmuş olduğun koşullara göre şekillendirirsin, normal bir okul, pahalı olmayan bir hayat. Standartsındır. Ama bir dakika bazılarımız var ki fakirlikten zenginliğe doğru hızla yükselebilmekte ki bence o kişiler bu simülasyonun bugunu bulan kişiler. Onlar, açık noktayı yakalayıp doğru savunmayı yaptılar.
Bana göre bu doğru savunma ise şu şekilde işlemekte. Başkasının kölesi olma. Düşün, sorgula ve bol bol soru sor. 


Örnek vermek gerekirse, başkasının işinde bir başkasının kölesi olacağına zar zor geçinebileceğin kendi işini kurabilirsin. İstediğiniz kadar hayat hikayesi okuyun, zor günlerden bu günlere gelen, gerçekten emek vererek gelen her insanın yükselişi kendi işini kurabilmesinden geçiyor. Borç harç, aç açık demeden tüm levelları atlayıp oyunun sonuna kadar gelmeyi başarabiliyorlar, tekrar tekrar baştan almaları gerekse de edindikleri tecrübeler ile en baştan sonuna kadar pes etmeden gidebiliyorlar. 
Ve tabi ki her baştan alma süreci kendi içinde onlarca olasılık doğuruyor. O olasılıkların içinden en iyisini bulmak ise tıpkı bir yarışta ipi göğüsleyen kişi olmak gibi. 
Televizyonda izlediğiniz onlarca diziniz yok mu sizin? Onların bir senaryosu var. Yönetmeni ve oyuncuları. Çok basit bir film ya da dizi, bir ekip ve argümanlarla çekilebiliyor. Şuan içinde bulunduğumuz filmin(dünyanın) ise bütçesinin haddi hesabı yok. Milyarlarca oyuncusu var ama binlerce yöneteni bulunmakta. Aynı zamanda milyarlarca oyuncunun bir o kadar fazla hayat senaryosu bulunmakta. Kim ki 'Bu ne abuk sabuk senaryo! Ben daha iyisini yazarım' diyorsa bir şeyleri değiştirmeye başlıyor. İlk önce kendini değiştirmeyi düşünen insan çevresindeki her şeyi değiştirmeye başlar. Farkında olmadan doğal bir sirkülasyon şeklinde ilerler süreç. İnanın her şey ama her şey ilk önce insanın kendini tanıması ve kendine yakışanı yapmasından geçiyor. Ondan sonrası iplik söküğü gibi takip ediyor onu. 
Simülasyon fikirleri oldukça farklı düzeylerde tartışılabilir, evren, galaksiler, birden çok yaşam teorisi falan olabilir. Oldukça komplike bir çok varsayım yapılabilir ama basite indirgendiğinde zaten bir simülasyonun içinde yaşıyoruz. Ve bunu fark etmediğimiz sürece yönlendirilmeye, verilen emirlere uygun haraket etmeye de devam edeceğiz. Hayır ben yönetilen değil yöneten olmak istiyorum diyorsanız o da elbette ki hiç kolay değil. Ama imkansız hiç değil!
O yüzden bol bol oku, bol bol sor ve bol bol yaz. Belki o zaman kim olduğunu, ne olduğunu, neden bu dünyada şuanda içinde bulunduğun şekilde yaşadığını anlarsın. Belki Edison'un ampülü kulağının dibinde patlar ve daha önce hiç kimsenin fark edemediği bir şeyi sen fark eder ve değişmeye, değiştirmeye başlarsın!

12 Ekim 2017 Perşembe

İlham Veren En İyi 10 Türkçe TEDX Konuşması

Öncelikle TED'in açılımından bahsetmek isterim. Teknoloji, Eğlence, Dizayn(Tasarım-Sanat) konu başlıklarını içinde bulunduran alanında bir çok gelişmeye adım atmış insanların topluluklar önünde yaptığı aydınlatıcı konferanslardır. Yalnız aklınıza sadece ünlü bilim ve ya sanat insanları gelmesin, daha önce adını duymadığınız ama kaliteli bir düşünce sistemine sahip olan, değişimi kendi hayatından başlatmayı becerebilen önemli isimleri de ağırlamaktadır.
Şuanda ise ülkemiz de TED lisansı alınarak yapılan TEDx konferansları düzenlenmektedir. (Okulumda düzenlenen TEDx konsferansı için gönüllük sürecine katılmıştım, o sürecin bile gayet kaliteli geçtiğinden emin olabilirsiniz) Beklemediğim kadar iyi işler çıkarıldı. Daha önce bu denli fazla katılımcıya sahip, kaliteli konferanslar yapıldığına şahit olmamıştım. Gitme şansınız ve imkanınız varsa mutlaka gidip yerinde dinlemelisiniz. Ama gidemeyecekler için ise Türkiye'de yapılmış ilham veren içinize dokunan konuşmaların bazılarını derledim. Umarım işinize yarar ve aradığınız o ilhamı bulmanızı sağlar.


1. Engelleri Avantaja Çevirin: Betul Mardin - TEDxAnkaraCitadel
Bu konuşmayla beraber isimleri okunuş ve yazılışlarına olan bakış açınız değişebilir. Ayrıca yapamam dediğiniz engeller kolay çözüm yolları ile ortadan kaldırılabilir. Yeter ki isteyin!

2. En Acımasız Ses! Zeynep Selvili Çarmıklı TEDxBahçeşehirÜniversitesi
Kendinize karşı ne kadar da acımasız olduğunuzu gösteren bir konuşma. Vicdanımız bir kendimize işlemiyor. Bu konuşma sayesinde sadece bir insan olduğunuzu hatırlıyorsunuz ve yapmanız gereken ilk şey o insanı olduğu gibi sevmenizdir

3. Yıkıcı Hasetten Yaratıcı Bir Yolculuğa - Leyla Navaro - TEDxIKU
Kıskançlıklarınız mı var? O zaman bunu avantaj haline getirin. Eksikliklerimiz bizlerin en iyi öğretmeni olabilir yeter ki bunun farkına varabilelim.

4. Her şey Güzel Olacak! Geveze
Doğru bildiğimiz binlerce yanlış var. Herkesin doğru dediğine yanlış diyebilmek için öğrenmeye ihtiyaç duy. Bu ihtiyacın sayesinde gerçek bilgilere ulaşabilirsin diyor Geveze.

5. Yapılmazlara İnanmıyorum! Şengül Hablemitoğlu TEDxİstanbul
Bu dünya da yapamam dediğiniz tek bir hedef bile yok. Hepsi yapılabilir yeter ki daimi bir öğrenci olmayı kabullenin!

6. Yedi Yılda Bir - Barış Özcan TEDxBahçeşehirÜniversitesi
Büyürken kaybedilen hayallerden bahsediyor. Hayallerine ulaşmak için elinden geleni yapmalı insan ama gerçekçi olmalı çünkü her zaman hayaller istenildiği gibi gerçekleşmeyebiliyor. Ama o yolda verilmiş olan emek yaşadım yaşıyorum demek için önemli bir gerekçe veriyor.


7. Ey İnsan, Sen Vicdanını Nerede Kaybettin? Emin Çapa TEDxİstanbul
Emin Çapa'yı geç tanımışım ama iyi ki tanımışım havadan konuşmayan istatistiksel verilerle hareket eden ve tezlerini sağlamlaştıran bir isim. Mutlaka takip edilmeli.

8. Geç Kalma, Harekete Geç! Emre Başkan TEDxBahçeşehirÜniversitesi
Hep daha fazlasını, hep başarıyı, hep en iyisi olmayı isterken birden bire elimizde en değerli şeyden oluverirsek? Sağlığımız bu istediğimiz şeylerden bıkıp bizi terk ederse? O zaman ne yaparız?

9. Dün, Bugün, Yarın - İbrahim Selim TEDxBahçeşehirÜniversitesi
Sayın Stolk severler! Stolk tadında ufkunuzu ve içinizi aydınlatacak güzel bir konuşma ile karşımızda İbrahim Selim!

10. Algı Yönetimi: Zeynep Sarılar TEDxReset
Algılarımız aslından gördüğümüz her şeyi yönetmektedir. Duyduklarımız, yediklerimiz, giydiklerimiz, yaşantımız algılar tarafından şekillendirilmekte. Bu yüzden ya algın tarafından yönetilirsin ya da algını yönetirsin!

Uzun İnce Bir Yoldayım - Evrencan Gündüz - Dinleti - TEDxİstanbul 
Bu bir konuşma değil fakat bir türkü onlarca kelimenin anlatamadığını bir cümleye sığdırır işte bu gencecik sanatçı öyle güzel söylüyor ki o söylerken siz mest oluyorsunuz. Geçmişle geleceği, modernle geleneği bir araya getirerek unutulmaması gereken toprağı topraklarımızı bize tekrardan anımsatıyor. Mutlaka diğer eserlerini de dinlemeniz gerekir. Evrancan Gündüz'ü takipte kalın ve tabi TEDx'de.



 





8 Ekim 2017 Pazar

Kendini Geliştirmek(Kişisel Gelişim) İstiyorsun 

Ama Nasıl Yapacağını Bilmiyor musun?

Kendini geliştirmek/Kişisel gelişim çağımızın vebası halini almış durumda. Herkes gelişmek istiyor ama ne için? Hedefi ne nereye ulaşmak istiyoruz? Hepimizin olmak istediği bir hayal var kafasında, o kişi olabilmek çoğu zaman imkansız gözükse bile aslında gözüktüğü kadar zor değil. Tabi kişisel gelişim zırvalıkların içinde kaybolmamak gerekiyor!
Çünkü Kişisel Gelişim adı altında korkutucu büyüklükte bir piyasa var. Danışmanlıklar, seni geliştirecek koçlar, orandan burandan tutup düzlüğe çıkaracağını, yol göstereceğini söyleyen uzmanlar falan...
Oysa kimse gerçek manasıyla tanıyamaz seni. Kendinden bir başkasına hep rol yaparsın. Büyürken öğrendiğin insan profillerinden birisi olursun. Bazen o roller üzerine o kadar yapışır ki yalnızken bile rolden çıkamazsın. Ben bu rollerden bıktığım için kendi yolumu başka bir değiş ile kendi senaryomu yazmaya karar verdim. KARAR VERDİM dedim de, bu ağzımdan çıktığı kadar kolay olmadı elbette. Bu yüzden nasıl yaptığımı açıklamaya çalışacağım.

  1. Kendinizi geliştirmek istiyorsanız yapacağınız ilk adım hayal etmek olacaktır. Oysa kişisel gelişim kitapları falan hep şey der, bir hedef koy! İyi de insanlar artık o kadar robotlaşıp teknolojikleşti ki, hayal kurmaktan vazgeçti. Elinin altındakileri kullanıp tüketmek yetiyor. Sırf bu yüzden ilk önce hayal etmelisin. Hayatta en çok neyi yapmak istiyorsun? En çok kimden hoşlanıyorsun? En çok kime özeniyorsun? İlgi alanın ne? Neyi yapmaktan mutluluk duyuyorsun? 
  2. Hayal etmek için bu tarz sorular sormalısın kendine. Aman ha kendini 5 yıl sonra nerede göreceğine dair abuk sabuk sorular sorma. Yıllarını planlamak CV hazırlamaya benzemiyor ve şirketlerin de bir an önce bunun farkına varması gerekiyor!
  3. Hayal kurdun, soru sordun ve sonunda elinde ilgi duyduğun bir fikir var. Yüzünü gülümseten bir düşünceye sahipsin şuan. Zenginsin! Şimdi o fikir ile arandaki mesafeyi hesaplamalısın. O hayalin gerçek olması için neler yapmam gerekiyor? Dil mi öğrenmelisin? Bol bol kitap mı okumalısın? Yazman ya da çizmen mi gerekiyor? Sabahlamalı mısın? 
  4. Söylediğim kadar kolay olmadığının farkına varmalısın ilk önce. Çünkü hayali gerçekleştirmek için oldukça realist olman gerekiyor. Ne kadar gerçekçi olursan hayalin için o kadar iyi bir plan çizersin. 
  5. Planlamanı da yaptın. Şimdi sıra bunu hayata geçirmekte. Bunun için kendini günlere haftalara aylara belki de yıllara bölmek zorundasın. Çünkü hepimiz deneyimleyerek biliyoruz ki hiç bir şey kendiliğinden olmuyor. Hiç bir güzellik seni durduk yere bulmayacaktır. O yüzden planlama yaparken kendine çok yüklenmemen gerekiyor. Örneğin dil öğrenip yurt dışında okumak istiyorsan planına ilk önce kendini ve beynini alıştırmalısın. İlk hafta günde 10 kelime ezberleyerek başla işe. İkinci hafta 20, Üçüncü hafta ise 30 diyerek sabitlersin kendini. Beyninin bir konu hakkında alışkanlık kazanması heves ve tutkuna göre değişim gösteriyor. Ve bende 21 gün kuralı yani 20 gün tekrarladığın şeyin 21. gün alışkanlık halini alması işe yaramadı. Bu sebeple sana tavsiyem 40 gün vermen kendine. 40 gün boyunca devam ettir. Bu sayede 40 günde ortalama 1000 kelime öğrenmiş olacaksın! Küçücük bir planla İngilizce'de günlük konuşmada kullanılan kelimelerin neredeyse yarısını biliyor olacaksın. 
  6. Hayal kurdun, soru sordun, hedef buldun, planladın, şimdi sıra bıkıp usanmadan, planı tekrar etmekten geçiyor. Bunun için kendi deneyimlediğim bir önerim olacak sana. Telefonunun alarm programını kullanarak o gün yapman gereken planı not düş ve her gün aynı saatte çalması için ayarla. Bilimsel olarak günün erken saatlerinin çalışmak, bir şeylere başlamak için en iyi saatler olarak söylenmekte ama ben hiç sabah insanı olamadım, yani kasma kendini. En çok hangi saatte iyi hissediyorsan, uygunsan o saatte başla. 


Şimdi buraya kadar anlattıklarım için ben yaparım diyenler ve ben yapamam ya bunları diyenler olacak. Bir de yarın başlayacağım deyip asla başlamayacaklar var onlara şimdilik değinmeyeceğim (çünkü bende onlardan biriydim!) Sizlere bu yazı da anlatmak istediğim kendini geliştirmek için ilk önce kendini tanıman gerektiğiydi. Bizler hep bunu atlıyoruz. Kimiz neyiz niye varız neden hoşlanırız demeden lambur lumbur yaşarız hayatı. 
Ama ne zaman ki oturup "Dur ya bir şeyler eksik, bir şeyler ters, hissediyorum yapmam gereken bir şey var ama ne?" dediğimiz an kafamıza balyozu yemiş oluyoruz. 

Kimimize bu balyoz yirmisinde, kimimize yetmişinde dank edebiliyor. Mühim olanı geç olması değil güç olmaması değil mi? Şimdi sizlerle çok tatlı bir motivasyon videosu paylaşacağım. Belki o zaman içinizi cız ettiren bam telinize dokunan o hayali, o hedefi bulursunuz! O hedefi bulduğunuzda planlar zorunluluktan değil ihtiyaç ve istekten doğacaktır! 

Not: Ayrıca en kısa sürede ücretsiz kişisel gelişim platformları hakkında bir yazı daha yazacağım. Takipte kalın.

Youtuber: Başak Karahan



1 Kasım 2016 Salı



Aynaya baktığımızda kendimizi güzel ya da çirkin olarak adlandırmamız oldukça zor olmuştur. Ama etrafımızdan herhangi bir kimse kolaylıkla görünüşümüzü çirkin ya da güzel olarak yaftalayabilir. Gözlüklüyseniz dört göz, kilo problemleriniz varsa şişko, diğerlerine oranla daha uzunsanız sırık, çok konuşmayı sevmiyorsanız gıcık olarak çağrılmanız işten bile değil.
Ama kimse dış görünüşün içinde yatana da seslendiğinin farkında değil. İnsanlara taktığımız lakapların onlara ne kadar zarar verdiğinin, kimilerini intihara kimilerini yalnızlığa sürükleğinin de... Neden şimdi bu konudan bahsediyorsun ki diyenleriniz var elbette. Geçen gün bir kedi gördüm internette, üzerine asit dökülmüş biz yani insanlar tarafından. Kedinin gözü ve yüzünün yarısı asitten dolayı erimiş ama onu bulan yardım sever insanlar iyileşmesi için ellerinden geleni yapmışlar. Sonuç itibarıyla yüzünün yarısını ona geri veremeseler de o bölgeye dengesini sağlayabilmesi için adını bilmedğim bir maddeyle estetik yapılmış. O kadar tatlı bir hayvandı ki. Tek gözünden dahi hala mutlu olduğunu görebilirdiniz. Ama o haberin altına yorum yapmak için indiğim de o mutluluğu bile ona çok görenlerin olduğunu bir kez daha hatırladım.
Birisi şöyle yazmıştı: Hayvan belli ki ölecekmiş ona harcadığınız parayla sokaktaki yardıma muhtaç insanlara yardım edin.
Evet aynen böyleydi. Kırıldım ezildim büzüldüm. Sonuçta bir kedi ne olacak diyen insanlar maalesef o kadar çok ki. Sonuçta bir kedi diyenler ne gibi büyük bir soruna yol açabilir? Hemen yanıtlayayım. Bir kedi olduğundan değil onun da bir cana sahip olduğundan saygı gösterilmeli ona. En nihayetinde hepimiz bir kere geliyoruz dünyaya. Ölüm tüm canlıları elinde sonunda buluyor ama neden bu ölüm canice ve insafsızca gelmeli ki. Neden onlarda yaşlanarak ölemiyor da bir kamyonun tekerine sıkışarak, ya da bir araba ezmesiyle canlarını veriyorlar?
Şimdi yahu sen buna takıyorsun kafanı ama yanı başında Suriye'de insanlar ölüyor yazık yazık diyenlerde vardır. İyi de kardeşim savaşı çıkaran hayvanlar mı ki? Gene bedelini ödeyenler onlar oluyor. Savaşta insana yemek su gider götürülmeye çalışılır. Peki ya hayvanlar onları kim düşünür? Belki bir belki iki tane hayvansever. İnanıın daha fazlası değil.
İnsanız diye kendimizi hayvanlardan üstün görmek niye? Onlar olmadan yaşayabilirmişiz gibi hava atmaktan vazgeçelim artık. Ya beraber yaşamayı öğrenelim ya da zarar vermemeyi!

Daha fazla patili içerik için Patiliyo'ya bakabilirsiniz: http://www.patiliyo.com/

28 Ekim 2016 Cuma


1MILLION Dance Akademia Büyük İşler Peşinde!

1MILLION Dance Akademiyi Kore müzik ve dans piyasasını takip edenler yakından bileceklerdir. Şimdi bu dans akademisinin hakkında bomba gibi haberlerden bahsedeceğim size. Öncelikle Lia Kim! Lia Kim kimdi? Akademinin Youtube sayfasında koreografileri yayınlanır yayınlanmaz binlerce hatta milyonlarca izlenen dansçılardan sadece birisiydi. Ayrıca ultra zayıf ama ultra cool olan bir şahıstır kendileri. Şimdi Lia Kim öyle bir şey yaptı ki gördüğümde inanamadım.
Çoğunuz I.O.I grubunu biliyor değil mi? Hani şu çok fazla kızdan oluşan tatlı grup. İşte grup geçen gün ‘Nomu nomu nomu’ yani Very very very(Çok çok çok) adından bir şarkıyla come back yaptılar. O şarkının tüm koreografisi ise Lia Kim’e ait. Düşünün koskoca JYP’de önemli ve tutulan bir gruba koreografi yapacak kadar gelişti bu müzik akademisi. Üstüne üstlük bugün Youtube’da gezinirken başka bir şeyle daha şaşkına dönmeme neden oldular!

1MILLION Akademi Jay Park’la iş birliği yapmış ve dans videosu hazırlamışlar. Hem de video insanı dans etmeye özendirecek kadar canlı ve harika! Tüm 1MILLION ekibini görebileceğimiz bir performans videosu olmuş. 1MILLION’u ilk takip eden üyelerden biri olarak cidden gurur duydum. Çok büyük işler başardılar ve başarmaya devam ediyorlar. Onları çok çok tebrik ediyorum ve sizleri hem Lia Kim’in JYP’de koreografi dersi hem de Jay Park’ın iş birliğiyle yalnız bırakıyorum!



gtag('config', 'UA-86742725-2'